Hevallik etiği
Forum Haberleri —

Heval
- Hevallik etiği, Kant’ın evrensel yasa etiğinden ya da Levinas’ın bireysel sorumluluk ahlakından farklı olarak, dayanışma merkezli bir etik model sunar.
GÜRSEL KARAASLAN
İnsanın birlikte var olma biçimlerini, dört temel ilişki (arkadaşlık, dostluk, yoldaşlık ve hevallik) kategorisi üzerinden ele almak ve özellikle hevallik kavramını etik bir çerçevede tartışmak, belki de bize hakikatin yolculuğunu nereden geçtiğini fısıldar. Hevallik, Kürt kültüründe ortaya çıkan özgün bir varoluş biçimi olarak, yalnızca bireyler arasındaki bir ilişkiyi değil, kolektif bir bilincin etik temellerini de temsil eder. Dolayısıyla hevallik kavramını hem felsefi hem de politik anlamıyla varoluşsal bir etik olarak yorumlamak gerekiyor.
İnsan, kendisini ancak bir başkası aracılığıyla tanıyabilen bir varlıktır. Bu yönüyle her insan ilişkisi aynı zamanda bir ontolojik sorudur. “Ben kimim?” sorusu, çoğu kez “Sen kimsin?” ya da “Biz kimiz?” sorularıyla iç içe geçer. Bu bağlamda, insanın başkasıyla kurduğu ilişkiler, yalnızca duygusal ya da toplumsal değil, aynı zamanda etik ve varoluşsal bir nitelik taşır.
Arkadaşlık, dostluk, yoldaşlık ve hevallik, bu varoluş biçimlerinin farklı katmanlarını temsil eder. Hevallik, bu ilişkilerin en yoğun sentezini oluşturur; hem dostluğun içsel derinliğini ve yoldaşlığın eylemselliğini hem de kardeşliğin dayanışmacı ruhunu barındırır. Bu nedenle “hevallik etiği”, bireyin ve topluluğun anlam ufkunu aydınlatabilecek özgün bir felsefi zemin sunar.
Arkadaşlık; zamansal ve geçici
Antik felsefede dostluk (philia), insanın en yüksek etik deneyimlerinden biri olarak görülür. Aristoteles, dostluğu üçe ayırır; çıkar dostluğu, haz dostluğu ve erdem dostluğu. Bu sınıflama, dostluğun yüzeysel biçimlerinden başlayarak, insanın ahlaki olgunluğuna doğru bir yükselişi anlatır. Bu çerçevede arkadaşlık, daha çok ortak çıkarlar ve paylaşılan anılar etrafında şekillenir; zamansal ve geçicidir.
Dostluk; varoluşsal bir bağ
Dostluk ise zamansal değil, varoluşsal bir bağdır. Dost, insanın “ikinci ben”idir; çünkü dostlukta kişi, kendini bir başkasında tanır. Modern dünyanın bireyci düzenindeki dostluk ise giderek yalnızlaşmış öznenin lüksü hâline geldi. Tüketim, rekabet ve hız çağında dostluk, gündelik alışverişin gölgesinde silikleşti. Oysa dostluk, yalnızca duygusal değil, aynı zamanda etik bir dayanma biçimi ve birlikte anlam kurmanın ahlakıdır.
Yoldaşlık; duyguları aşan
Yoldaşlık ise dostluğun içsel derinliğini eylem alanına taşır. Burada ortak olan şey duygular değil, bir amaç, dava ve ortak kaderdir. Yoldaş, seninle aynı yolu yürüyen, aynı riski, aynı bedeli paylaşandır. Yoldaşlık, bu anlamda Levinas’ın “öteki için sorumluluk” fikrine yaklaşır; çünkü yoldaşlıkta insan, yalnız kendi varlığını değil, bir başkasının özgürlüğünü de taşır. Modern politik düşüncede yoldaşlık, kolektif eylemin etik biçimi olarak belirir. Doğanın dayanışmasında yaşam, Rosa Luxemburg’un mücadele anlayışında yoldaşlık, Mazlum’un Newroz ateşinde yoldaşlık ve hevallık, hem varoluşsal bir bağlılık hem de politik bir etik haline gelir. Yoldaşlık, bireyi tarihe bağlayan bir ipliktir; orada kişi artık yalnız bir özne değil, ortak bir tarihin ruhudur.
Heval; varoluşsal birliktelik
Kürt kültüründe 'heval', arkadaş ya da yoldaş anlamlarının ötesinde, derin bir varoluşsal birliktelik fikrini taşır. Hevallik, yalnızca bir toplumsal ilişki biçimi değil, aynı zamanda bir etik duruş, bir hayat felsefesidir. Bu kavram, Kürt özgürlük düşüncesinin merkezinde yer alan kolektif dayanışma, direniş ve paylaşım ethosunun (yaşam anlaşının) dildeki somutlaşmış hâlidir. Heval, yalnızca seni seven değil, seninle yaşayan, seninle düş gören ve seninle bedel ödeyendir. Hevallik, “ben”in sınırlarını aşarak “biz”i kurar. Bu “biz”, anonim bir kalabalık değildir; birbirini tanıyan, duyan ve hisseden öznel bir topluluktur. Bu yönüyle hevallik, hem ontolojik hem de etik bir önerme sunar; “Ben ancak seninle özgürleştiğim ölçüde varım.”
Kolektif sorumluluk bilinci
Hevallik, klasik etik anlayışlarını aşan bir kolektif sorumluluk bilincine dayanır. Burada ahlak, soyut bir kural ya da yasayı aşan ortak bir yaşamın somut pratiğidir. Bu anlamda hevallik etiği, Kant’ın evrensel yasa etiğinden ya da Levinas’ın bireysel sorumluluk ahlakından farklı olarak, dayanışma merkezli bir etik model sunar. Hevallik, iyi olmanın yanı sıra birlikte iyi kalmayı mümkün kılar.
Paylaştıkça derinleşen bağ
Hevallik, birey ile topluluk arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlar. Modern politik teorilerde özgürlük, genellikle bireyin hakları üzerinden düşünülür. Oysa hevallik, özgürlüğü bir ilişki biçimi olarak ele alır. Özgürlük, yalnız başına sahip olunan bir mülk değil; paylaşıldıkça derinleşen bir bağdır. Bu açıdan hevallik, özgürlüğü bir karşılıklı varlık biçimi olarak temellendirir. Bir halkın özgürleşmesi, yalnızca siyasi bir statü değil, aynı zamanda etik bir dönüşüm meselesidir. Hevallik etiği, işte bu dönüşümün zemini olarak, bireysel çıkarın yerine kolektif anlamı, rekabetin yerine dayanışmayı, yalnızlığın yerine ortaklaşmayı koyar.
Hevallik, bir dünyadır; dostluğun derinliğini, yoldaşlığın eylemini, kardeşliğin sevgisini ve insanın anlam arayışını bir araya getirir. Bu yönüyle hevallik etiği, hem varoluşsal hem politik bir felsefeyi; insanın, yalnızca kendi için değil, birlikte var olabilmek için yaşadığı fikrini temsil eder. Hevallik etiği, bize şunu öğretir; insan, yalnız olduğu kadar güçlü değil, birlikte var olduğu kadar insandır.







