Kürt ulusunun varoluş siyaseti
Forum Haberleri —

Rojava
- Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê, varoluş hafızasına kazınan mühürdür. Ertelenemez çağrı, açık ve nettir; ulusal birlik, artık bir seçenekten ziyade varlık meselesidir.
MIHEMED FARÛQ
Komutan Ziyad, geri çekilmenin mümkün ama teslimiyetin asla kabul edilemez olduğu bir ahlakın adıdır. Onun durduğu yer, Kürt halkının diz çökmemeye dair kadim yeminidir.
Şêxmeqsûd’un dar sokaklarında, Eşrefiyê’nin yoksul evlerindekiler ile birlikte bir halkın hafızası, acısı ve onuru da direniyordu. O direnişin en yakıcı, en sarsıcı anlarından biri, barbarlığın tüm çıplaklığıyla kendini ele verdiği o sahnede yaşandı; bir kadın savaşçının cenazesi, dört katlı bir binadan aşağı atıldı. O bedeni aşağı fırlatırken Kürt iradesini aşağılayabileceklerini sandılar.Ölümüyle bile yenilmeyi reddeden Kürt kadının bedeni, tarihin en karanlık sayfalarından geçerek bir mit gibi yükseldi. O an, barbarlık kendi suçunu, direniş ise kendi kutsallığını ilan etti.
Borcumuzu ödemek için
Komutan Ziyad işte bu sahnelerin; yıkımın, kaybın ve ölümün ortasında, bir halkın dağılmaması için dimdik duran bir iradeydi. O, savaşçılarına neden yaşadıklarını ve neden ölümü göze aldıklarını hatırlattı. Ona olan borcumuz, birkaç cümlelik anma yazılarıyla ödenemez. Kürt halkının parçalı iradesini, ortak bir varlık bilincinde buluşturabilmekle ödenir.
Bu varoluş direnişi karşısında bildiriler, açıklamalar ve temenniler artık yeterli değildir. Direniş, siyasal ve toplumsal pratiğimizde ulusal birlik olarak vücut bulmadıkça eksik kalacaktır. Dört parça Kürdistan’ın tüm siyasi parti ve oluşumları için sorumluluk zamanıdır. Birlik, benzer düşünmesek de aynı kaderi paylaşmaktan doğar. Şêxmeqsûd bize bunu kanla ve bedelle öğretti.
Kürt medyasının ulusal duruşu
Bu direnişte dikkat çeken bir başka tarihsel tutum ise Kürt medyasının sergilediği ulusal birlik duruşudur. Farklı çizgilerden, farklı geleneklerden gelen Kürt medya organları, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê direnişi karşısında ortak bir vicdanla hareket etti. Sesi bölmek yerine büyütmeyi; ayrıştırmak yerine birleştirmeyi seçti. Bu tutum, dört parça Kürdistan’daki tüm siyasi parti ve oluşumlar için de açık bir ders ve çağrıdır. Bu birlik refleksi, siyasetin ve örgütlü yapıların gerisinde kalamayacağı bir ahlaki eşiği işaret ediyor.
Varlık sorunu ve ideoloji
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê, varlık sorunu çözülmeden hiçbir ideolojik inşanın kalıcı olamayacağını, bir kez daha gösterdi. Önce varlık gelir, sonra oluşum. Önce halk ayakta kalır, sonra siyasal biçimler anlam kazanır. Ziyad’ın durduğu yer, işte bu denklemin en yalın hâlidir. O noktada ideolojiler susar, varlık konuşur. Varlık konuştuğunda da erteleme hakkı kalmaz.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê, bir ulusun kendine verdiği sözün adı, varoluş hafızasına kazınan mühürdür. O mühürde Komutan Ziyad’ın iradesi, Kürt kadınının onuru, direnişçilerin kararlılığı ve halkın sarsılmaz kader bilinci vardır. Tarih, Kürtlerin var olmayı seçtiğini bir kez daha kayda geçti. Ertelenemez çağrı, açık ve nettir; ulusal birlik, artık bir seçenekten ziyade varlık meselesidir.







