Batılı diplomatlar İran için neden temkinli?

Forum Haberleri —

İran, Ali Hamaney/ foto:AFP

İran, Ali Hamaney/ foto:AFP

  • 1979 deneyimi, Batı büyükelçiliklerinden gelen istihbarat değerlendirmelerinin bir uyarıyla başlamasına ve muhtemelen bir soru işaretiyle bitmesine yol açıyor.

*PATRICK WINTOUR

İran devletinin tepesinde çatlaklar mı oluşuyor ve bu, Ayetullah Ali Hamaney’in dini lider olarak günlerinin sayılı olduğu anlamına mı geliyor? Bu soru sorulduğunda Batı diplomatları, belki de Batı diplomasisinin en büyük toplu felaketlerinden birini hatırladıkları için ürkmüş bir ifadeye bürünüyor.

Şah’ın Ocak 1979'daki düşüşünden önce Tahran’da görev yapan kaygısız diplomatlar, başkentlerine gönderdikleri telgraflarda Muhammed Rıza Pehlevi’nin iktidarının devam edeceği konusunda tam güvence veriyordu. Örneğin ABD Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), Eylül 1978’de “Şah’ın önümüzdeki 10 yıl boyunca aktif olarak iktidarda kalacağı” öngörüsünde bulunmuştu. Dışişleri Bakanlığı raporunda ise “Şah’ın en erken 1985’te görevi bırakması gerekeceği” belirtiliyordu.

O dönemdeki İngiltere Tahran Büyükelçisi Sir Anthony Parsons, Mayıs 1978 tarihli bir mesajında Dışişleri Bakanlığına “Şah yönetimdeyken rejimin devrilme riskinin ciddi olduğunu düşünmüyorum” şeklinde yazmıştı. Parsons, daha sonra büyük bir pişmanlıkla yazdığı kitabında, İngiliz büyükelçisi olarak Şah’a muhalefet eden güçlerin (din adamları sınıfı, çarşı esnafı, öğrenciler) birleşip onu yok edeceğini öngörebilir miydim diye soruyordu. Sonuç olarak, Fransız Devrimi’ne eşdeğer gördüğü bu olayı öngörememesinin bilgi eksikliğinden değil, bilgiyi doğru yorumlayamamaktan kaynaklandığını kabul ediyordu.

1979 deneyimi, bugün Batı büyükelçiliklerinden gelen istihbarat değerlendirmelerinin bir uyarıyla başlamasına ve muhtemelen bir soru işaretiyle bitmesine yol açıyor. Buna karşılık, İran üzerine akademik uzmanlar bugün rejimden kitlesel firar (defections) belirtisi görmüyor. Eski Şah’ın oğlu Reza Pehlevi’nin sıkça öngördüğü buydu. Pehlevi, yakın zamanda Devrim Muhafızları Ordusu’nda (IRGC) 50 bin subayın firar hazırlığında olduğunu iddia etmiş, ancak bu iddiasını daha sonra düzeltmek zorunda kalmıştı.

İran’ın Büyük Stratejisi” kitabının yazarı Vali Nasr, ABD düşünce kuruluşu CFR'a, “Rejim içinden herhangi bir firar belirtisi yok ya da rejim herhangi bir şekilde kırılmış değil. Güç dengesinin mutlaka protestocular lehine olduğunu düşünmüyorum. Kalabalıklar kazandığında karşı taraf düşer” demişti. CFR Ortadoğu Çalışmaları'nın kıdemli üyesi Ray Takeyh de aynı görüşte; “Bu henüz ulusal bir hareket değil. Birçok çit üstünde oturan (fence-sitters) kişi hangi yöne gideceklerini düşünüyor. 1978’deki gibi hareket edebilmek için bir miktar bağışıklık hissetmeleri gerekiyor” diyor.

Bastırma başlamadan ve Donald Trump’ın tehditleri ortaya çıkmadan önce, krizin yönetilmesine yönelik yaklaşımlarda farklılıklar ortaya çıkmıştı; örneğin reformist Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yargı başkanı Gulam Hüseyin Mohseni-Eje’i arasında. Protestoların üçüncü gününde Pezeşkiyan, “Amerika’nın peşine düşmeyin ya da kimseyi suçlamayın… Sorunlarımızı doğru yönetmek bize düşer; sorunları çözmenin yolunu biz bulmalıyız” demişti. Baskı başladıktan sonra bile, Pazar günü devlet televizyonuna çıkıp “Protestocuları duyuyoruz ve sorunlarını çözmek için her çabayı gösterdik” diye eklemişti.

Protestolar yayılıp radikalleştikçe Pezeşkiyan’ın özeleştiri ve protestoları meşrulaştırma stratejisi, “bu bir ulusal güvenlik krizi” diyenlere yenik düştü. İran’ın gerçek güç merkezleri (86 yaşındaki dini lider, IRGC ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi)  pişmanlığın sona ermesi gerektiğine karar verdi. Bilindiği kadarıyla hükümetin tepesinde kimse buna itiraz etmedi.

Tahran’daki Devrim Meydanı’nda Pazartesi günü kalabalıklara hitap eden ana figürün Pezeşkiyan değil, Meclis Başkanı ve eski IRGC Komutanı Muhammed Bakır Galibaf olması dikkat çekiciydi. Galibaf, bölgeyi ateşe verme tehdidinde bulundu. Bu, İran’a saldırı durumunda rejimin Katar gibi ülkelerdeki ABD üslerini meşru hedef göreceğinin açık uyarısıydı. Buna karşılık Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son 18 aydır Doha, Kahire ve Riyad’la ilişkileri güçlendirmeye çalışıyordu.

Amwaj sitesinin saygın editörü Muhammed Ali Şabani, İran tarihinde protestoların rejimi daha baskıcı bir dengeye kaydırdığını belirtiyor. Örneğin yargı başkanı şimdi ayaklananlara hızlı ceza verilmesini istiyor.

İsrail’in Haziran'daki saldırılarında IRGC’nin başkomutanı Hüseyin Selami dahil en deneyimli isimlerinden bazıları öldürüldü, ancak ethosları (ideolojik ruhu) devam ediyor. İsrail’in saldırısı, IRGC’nin toplumdaki prestijini bir miktar zedelemiş olsa da dini lider tarafından hızla atanan yeni nesil liderler, aynı ideolojik kumaştan kesilmiş. Ayrıca hükümetin üst düzey figürleri şimdiye kadar güvenlik güçlerinin İsrail destekli bir ayaklanmayla yüzleşmekten başka seçeneği olmadığı mesajında birleşmiş görünüyor.

İran'a Perşembe ve Cuma günleri inen şiddet, Haziran’daki ABD-İsrail saldırısının 11. ve 12. günü olarak sunuluyor. Gazetelerin ağır sansürlendiği ya da bulunmadığı ortamda bu anlatıya meydan okuyan hikâyeler, birçok İranlı için kolay erişilebilir değil, sadece ağızdan ağıza yayılıyor. Yaklaşık 2 bin kişinin öldüğü doğrulanırsa önceki sarsıntılardan niteliksel olarak farklı bir baskı ölçeği anlamına gelir.

Yetkililerde belirgin bir şok duygusu var. Özel sohbetlerde bu yönetme biçiminin sürdürülemez olduğu ve altta yatan sorunların (bankalar ve IRGC’nin ekonomi hâkimiyeti dahil) ele alınması gerektiği itirafları duyuluyor. Elitleri tehdit eden bu ekonomik reformlar, hükümetin tepesinde gerçek bir ayrılık yaratabilecek nitelikte olduğu için hep ertelenmiştir.

Takeyh, statükonun artık sürdürülemez olduğu yönünde uyarıyor: “Rejim, bir döngü yarattı, çünkü muhalefetin altta yatan gerekçeleri; ekonomik kötü yönetim, yolsuzluk, milyarlarca dolara mal olan dış politika felaketleri ve fırsat eksikliği, rejim tarafından ele alınamıyor.”

Er ya da geç, yas dönemi bittiğinde bu tıkanıklık ele alınmak zorunda kalacak.

 

* The Guardian

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.