Özel savaşın diline karşı
Forum Haberleri —

Rojava/foto:AFP
- Morali ayakta tutan şey, zaferin yakın olduğu yanılsaması değildir; mücadelenin meşruiyetine ve sürekliliğine duyulan inançtır. Direnişin dili, soğukkanlı, sabırlı ve stratejik olmalıdır.
GÜRSEL KARAASLAN
Rojava’ya askeri saldırılarla birlikte çok katmanlı bir özel savaş pratiği de yürütülüyor. Bu savaşın en etkili silahlarından biri, dil, algı ve psikolojik yıpratmadır. Özel savaşın dili, hakikati çarpıtarak, direnişi görünmez kılarak ve toplumsal belleği aşındırarak hedef aldığı halkı moralsizliğe ve çaresizliğe sürüklemeyi amaçlıyor.
Bu dil, Rojava’yı sürekli “kuşatılmış”, “yalnız”, “bitmek üzere” gösteren bir anlatı üretiyor. Direnişin sürekliliği, halkın öz örgütlülüğü ve kadın öncülüğündeki devrimci dönüşüm ya yok sayılıyor ya da geçici, kırılgan ve kaçınılmaz olarak yenilgiye mahkûm gösteriliyor. Böylece sadece dış kamuoyu değil, doğrudan direnişle bağı olan kesimler de umutsuzluğa itilmeye çalışılıyor. Oysa özel savaşın dili, gerçekliğin kendisinden değil; hakikatin kopartılmasından beslenir. Bu nedenle onu boşa çıkarmanın ilk yolu, yaşananları yalnızca saldırılar üzerinden değil, direniş kapasitesi, toplumsal örgütlenme ve tarihsel süreklilik üzerinden ele almaktır. Rojava, 10 yılı aşkın süredir ambargoya, işgale, katliamlara ve uluslararası sessizliğe rağmen ayakta kalmış bir toplumsal iradenin adıdır. Bu gerçekliğin kendisi, özel savaşın “çöküş” anlatısını temelsiz kılıyor.
Moralsizliğin en güçlü panzehiri, kolektif hafızanın canlı tutulmasıdır. Halkların geçmişte benzer saldırılar karşısında nasıl direndiğini, nasıl yeniden ayağa kalktığını hatırlatmak; bugünü tarihsel bir bağlama oturtmak, “ilk kez yaşanıyormuş” hissini dağıtır. Özel savaş, her saldırıyı son darbe gibi sunarken; direniş dili sürekliliği, sabrı ve dönüşme kapasitesini vurgular.
Ayrıca özel savaşın bireyselleştiren, yalnızlaştıran söylemine karşı kolektif özne vurgusu güçlendirilmelidir. “Kimse kalmadı”, “herkes terk etti” gibi ifadeler, fiili gerçeklikten çok psikolojik bir çözülme hedefliyor. Buna karşı, Rojava’da yaşamın tüm zorluklara rağmen sürdürülmesi, tüm yapıların varlığını devam ettirmesi görünür kılınmalıdır. Direniş sadece cephede değil; gündelik yaşamda, üretimde, eğitimde ve örgütlenmede de sürüyor.
Özel savaşın dili, aynı zamanda zamansızlık yaratır: Sürekli bir aciliyet, panik ve felaket hissi üretir. Buna karşı direnişin dili, soğukkanlı, sabırlı ve stratejik olmalıdır. Ne yaşanan saldırıları küçümseyen bir iyimserlik ne de her gelişmeyi felaket olarak kodlayan bir karamsarlık… Hakikati olduğu gibi ama bütünlüklü görmek, moral gücünü korumanın temelidir.
Moralsizliği boşa çıkarmanın en etkili yollarından biri sözün kolektifleştirilmesidir. Rojava’yı yalnızca uzmanların ya da siyasal aktörlerin değil; halkın, kadınların, gençlerin, tanıkların sesiyle anlatmak, özel savaşın tek merkezli anlatısını parçalar. Çoğalan söz, tekçi propagandayı boğar.
Rojava’ya dönük saldırılar devam edebilir; özel savaşın dili de kendini farklı biçimlerde yeniden üretebilir. Buna rağmen hakikatin dili, direnişin pratiğiyle birleştiğinde kalıcıdır. Morali ayakta tutan şey, zaferin yakın olduğu yanılsaması değildir; mücadelenin meşruiyetine ve sürekliliğine duyulan inançtır. İşte bu inanç, özel savaşın en zayıf olduğu yerdir.







