Pîr û pak bir devrimci: Salman Kurtulan

Dosya Haberleri —

Salman Kurtulan

Salman Kurtulan

  • Değerlere bağlı, sade, doğal, mütevazı, sabırlı, emekle bütünleşen bir kişilikti. İçtenlikle insanları seven yaklaşımı vardı. Bu özellikleri O’nu, halk ve arkadaşları arasında saygı ve sevgiyle anılır düzeye getirmişti.
  • Hastalığını dert etmezdi. “Nereden inceyse oradan kopsun. Biz ne için mücadele ettiğimizi, ne için şehit düştüğümüzü çok iyi biliyoruz. Biz ölümü çoktan aştık” diyordu. Önderliği görmek ve özgür dağlara gitmek en büyük özlemiydi.

PİRO NURHAK

Bu, topraklara bir hürmet, sayısız insanlık şehitlerine ve insanlık tarihine bir saygıdır. Şehitlerimiz Mazlumlar, Zekiyeler, Rahşanlar, Ronahîler varsın hiç yaşamasınlar. Zaten Zîlanlar ne demişler ve neyi kül etmişlerdi? Onlar sınıfı, ulus ve cins baskısıyla birlikte iyiliğin, doğruluğun, güzelliğin ve emeğin düşmanlarının kendilerinde yaratıp gerçekleştirdiği ne varsa hepsini önce kendi bedenlerinde yakıp kül ettiler. Pir Sultanlar ve Hallac-ı Mansurlar da böyleydi. Ne kadar şahanedir ki bu geleneği temsil ettik.”

Rêber Apo

Şehitlerin yaşamlarını ve kişiliklerini yazıya dökmek güçtür. Çünkü onları anlatırken, devrimde üstlendikleri rolleri eksiksiz aktarmak gerekir. Karakter ve mizaçlarını yeterince verememek, devrimcilerde bir ruh tedirginliği yaratır. Bu da kaçınılmaz olarak sıkıntılı bir duyguya yol açar. Ancak şehitler, yaşadıklarıyla ve sahip oldukları öz niteliklerle tarihe mal edilmelidir. Direnişleri sonsuza dek yaşamalıdır. Onları toplumsal tarihin yaşayan abideleri haline getirmek, yoldaşlarına düşen temel görevlerden biridir.

Hayatı yazıya dökülerek yaşatılması gereken şehitlerimizden biri de Salman Kurtulan’dır. Uzun süre önce ağır bir hastalığa yakalanmış, tarifi güç ve amansız bir mücadele vermiş; 1 Ocak’ta da Almanya’da şehit düşmüştür. Çiçekler bahçesinde, dört mevsim yeşil kalan bir karanfil gibi açacaktır.

Sırrı çocukluk yıllarında saklı

Salman Kurtulan yoldaşı doğum günüyle anlatmak gerekir. Güneşin sıcak ve sarı ışınlarını yeryüzüne gönderdiği, doğanın renklere büründüğü bir zamandır. 1 Nisan 1965’te, Mereş’in Bazarcix ilçesine bağlı Salman-ı Pak Köyü’nde, yoksul bir hanede dünyaya gelir. Ailesi yurtsever ve Alevi’dir. Sekiz kardeştirler. Salman yoldaşın çocukluğu köy ortamında geçer. Köyün sadeliği ve toplumsal yaşam biçimi onun kişiliğinde belirleyici olur. Hayata sevgi ve saygı temelinde yaklaşır. Hoşgörülü, mütevazı, sakin ve paylaşımcıdır. Yaşam içinde emeğiyle kendini yaratan bir karaktere sahiptir. Sadelik ve toplumculuk onunla özdeşleşir; kolektif ve komünal değerlerle büyür. Köyde ailesi saygıyla anılır. Annesi, toplumsal yaşamın baş emekçisidir; saygı ve sevgiyle anılmayı hak eder. Babası ise canlılara derin bir sevgi duyan, insanlara ve doğaya ayrı bir anlam yükleyen bir kişiliktir. Hasan amca denildiğinde, onun saygınlığı herkes tarafından hissedilir. Geleneksel toplumda görülen “ailenin reisi” anlayışı onda yoktur. Anne ve babanın güçlü ahlaki duruşu çocuklarına da aşılanır.

Hisleri ve sezgisi güçlüydü

Salman yoldaş farklı bir zeminde büyür. Duygulara önem verir; hisleri ve sezgileri farklıdır. Kişiliğinde anne kültünün belirgin yansımaları vardır. Kapsayıcı ve koruyucu yönü gelişkindir. Elinde olanı paylaşır, arkadaşına hileyi kendine layık görmez. Önceliği her zaman yoldaşına verir. Kast, tabaka, sınıf gibi kavramlar onda bulunmaz. “Demir kanun” denilen bakışa sahip değildir. “Sen erkeksin”, “sen kadınsın” yaklaşımı onda yoktur. Bu gelenekleri yaşama verdiği anlamla benimser. Geleneksel iş bölümünün topluma dayatılmasının yanlış olduğunu sezmiştir. Bunun bireyler arasında ayrımcılığa yol açtığını, düşünce ve duyguyu parçaladığını anlamıştır. Komünal demokrasiye ters düştüğünü, ahlaki ve toplumsal özellikleri zehirlediğini görmüştür. Değişim ve gelişimi engellediğini fark ettiği için her iki cins üzerindeki egemen anlayışı reddetmiştir. Yaşamı parçalı değil, bütünlüklü ele alır, anlamlandırmasını bilir. Emekle yaratılan eserin manevi gücünün bilincindedir. Bunun sırrı çocukluk yıllarında saklıdır.

Kürdistan Devrimcileri ile tanıştı

Salman yoldaş kumral saçlı, üzüm karası gözlüdür. Bademi andıran göz yuvaları vardır. Sevilen, sempatik bir çocuktur. Sadeliği, temizliği, çalışkanlığı ve sorumluluk duygusuyla öne çıkar. Hem öğretmenlerinin hem de arkadaşlarının gözdesi olur. Henüz ilkokul sıralarındayken Apocu Grup/Kürdistan Devrimcileri ile tanışır. Bu yeni düşünce ve tarz, köylerinde filiz verir. Salman arkadaş, iç dünyasında kendini bulur; ruhu ve bedeni canlanır. Etkinliklere katılır, yaşamına ve karakterine uygun faaliyetler yürütür. Köydeki birçok genç de Kürdistan Devrimcilerine sempati duyar.

Salman yoldaş kabuğuna sığmaz, yerinde duramaz. Gecesini gündüzünü bu partiye verecektir. Partilileri “arkadaş” ya da “heval” olarak tanıyacaktır. Artık devletin verdiği isimleri kullanmayacaklardır. “Heval” sözcüğü, beyinlere ve yüreklere mıh gibi çakılır; hiçbir zaman sökülmeyecek, hafızalara işlenecek ve bir kültüre dönüşecektir. Nereli olduklarını bilmediği arkadaşları olur. Kürdistanlı birçok kadın ve erkek hevalle tanışır. Bazen gündüz, bazen gece nöbet tutar; yapılan toplantılara katılır. 1979-1980 eğitim döneminde Bazarcix Lisesi’nde ortaokula başlar. Örgütsel çalışmalarını aksatmadan sürdürür.

Cunta yıllarına tanıklık etti

12 Eylül, adeta bir buldozer gibi toplumun üzerinden geçer. Salman yoldaş bu süreçte yakalanmaz ancak amcasının oğlu ve yakın arkadaşları yakalanır; ağır işkencelerden geçirilir. Dağda ve ovada bulunan birçok devrimci ve yurtsever tutuklanır. Aklın almayacağı işkenceler yaşanır; yaralananlar ve şehit düşenler olur. Salman yoldaş tüm bu süreçlere tanıklık eder. 1985-1986 yıllarında Salman arkadaş yeniden faaliyet yürütür. Bir süre sonra düşman tarafından arananlar arasına girer.

Mayıs 1987’de PKK Merkez yedek üyesi Sarı Ömer-Mustafa Ömürcan yoldaş alana gelir. Güneybatı Eyaleti sorumlusu olarak görevlendirilir. Grubuyla birlikte Semsûr’de şehitler kervanına katılır. Bu şehadetler, gençler üzerinde büyük bir etki yaratır.

Avrupa’da profesyonel devrimci

Salman yoldaş, 1989 yılı Aralık ayı sonunda Avrupa’ya geçer. İsviçre’nin Bellinzona kentinde, İtalyan Kantonu’na gider. Varır varmaz arkadaşlarla ilişkilenir ve çalışmalara profesyonel bir devrimci olarak katılma kararı alır. Burada önceden tanıdığı birçok arkadaşı vardır. Bunlardan biri Hasan Sidar’dır. Hasan Sidar yoldaşın deneyimlerinden büyük ölçüde faydalanır; birlikte faaliyet yürütürler.

En çok sevdiği ve kendisini en fazla motive eden köylüleri de buradadır. Şiyar Amanos (Ömer) ve İbrahim Dolanbay yoldaşlar İsviçre’de Parti’ye katılır. Bu haberi aldığında içi içine sığmaz; kendini tüy gibi hafif hisseder. Kanatları olsa sevinçten uçacaktır. Köylüsü Dr. Welat (Ali Bilecan), Orta Dehliz Köyü’nden Halil ve Hasan Başçı, Botî Mahmut Toptan, Mehmet Babatonguz ve tanıdığı birçok arkadaşın Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılmasıyla coşkusu daha da artar; bambaşka bir duygu seline kapılır.

Cezaevleri de engelleyemedi

Salman yoldaş, halk örgütlemesinde faaliyetlerine başlar. Kısa sürede gönüllerde taht kurar. Değerlere bağlı, sade, doğal, mütevazı, sabırlı ve emekle bütünleşen bir kişiliktir. İnsanları içtenlikle seven yaklaşımı, onu halk ve arkadaşları arasında saygı ve sevgiyle anılan bir düzeye getirir. Yürüttüğü faaliyetler nedeniyle Münih Cezaevi’nde 11 ay tutuklu kalır. Cezaevinden çıktıktan sonra 1994’te Danimarka’da altı ay daha tutuklu kalır. Alman devletinin talebi üzerine yeniden Almanya’ya iade edilir. 1994-1999 yılları arasında Ulm kentinde rehine tutulur. 1999’da tahliye edilir. Cezaevinden çıkar çıkmaz faaliyetlerine devam eder. 1999 ile 2007 yılları arasında aktif faaliyetlerde bulunur.

Biz ölümü çoktan aştık

Salman yoldaş, 2007’de Fransa’nın Strasbourg kentinde gerçekleştirilen açlık grevine katılır. Eylem başarıyla sonuçlanır. 2008 yılında gittiği İngiltere’de tutuklanır ve 13 ay cezaevinde kalır. Ardından tekrar Almanya’ya iade edilir. Almanya’da oturum hakkı iptal edilir. İlerleyen yıllarda sağlık sorunları da baş gösterir. Bu süreçte hem bürokratik sorunlarla hem sağlık problemleriyle uğraşır hem de devrimci görevlerini yerine getirir.

Hastalığını fazla dert etmezdi. “Nerede inceyse oradan kopsun. Biz ne için mücadele ettiğimizi, ne için şehit düştüğümüzü çok iyi biliyoruz. Biz ölümü çoktan aştık. Yine de gelecekse ‘hoş gelmiş’ deriz” diyordu. Önderliği görmek ve özgür dağlara gitmek en büyük özlemiydi. Salman arkadaşın hasretini çektiği özgür dağlara ilişkin, “Nurhak Efsanesi” adlı kitapta geçen şu sözleri yoldaşımıza adıyoruz:

“Zaman yaşanılanları unutturmaz. Dağda yaşananlar ise zamanla demlenir, çoğalır ve büyür.

Dağlı anılar, yüreğimizin en derininde, daima kendisini diri tutan yanımız... Çünkü gerçek ile yüreğimizin tanıştığı mekan, dağ... Yüreğin unutamadığı tek gerçek, dağlı anılar...

Dağ, hep insana bir umut bahşeder. Sonsuz bir yalnızlık ve sessizliktir dağ yaşamı. Soyluluğunda gizler hep öteki yüzünü... Öteki yüzü toprak kadar sessiz, okyanus gibi derin ve bilgedir. Kürt, dağın yalnızlığında ve sessizliğinde kendini yaratan bir halktır.

Memleketimizde çocuklar dağın öteki yüzünün sevdasıyla büyür, öyle büyüdük. Dağ düşlerimiz, yeni bir yolculuk... Öyle çıktık yollara...

Dağ bir yol,

Yol bir çağrı,

Çağrı yüreğe düşmüş cemre, düşlerin gerçekleşmesi...

Yüreğimize dar gelen düşlerimizi bir tek dağın öteki yüzünde yaydık evrene... İnsanla öyle buluştuk. Kendimizi, düşlerimizin gerçekleştiği kadar gerçekleştirdik. Gerçekleştikçe güzelleştik, gerçekleştiremediklerimiz ise boynumuza bir günah gibi dolanır... Lakin yaşam gerekçemiz olanlardır...

Sınırlar dağlarda aşılır. İnsanın kendi sınırını aşıp, sevdaya ve güzelleşmeye ulaştığı yerdir dağ. Uzun dağ yolları ve yılları kat ettik. Çok şey değişti, düşlerimiz büyüdü, yüreğimiz genişledi. Biz değiştik. Yollar değişti, çağrılar çoğaldı, yüreklere yıldızlardan patikalar kuruldu. Lakin bir tek şey değişmedi, o da gidenlerin bıraktıkları...

Her insanın içinde bir dağ yatar ve her Kürt’ün yüreğinde dağın ötesini yakalama sevdası demlenir.”

Sevginin ve emeğin sembolü

Evet, Salman yoldaş, mücadele dolu bir hayat yaşadın. Biz biliyoruz ki siz sonsuzlaştığınızda, bizim de yükümüz daha da ağırlaşıyor. Bu ağır yükü, bize öğrettiklerinle kaldıracak gücü kendimizde buluyoruz.

“Diyeceksiniz ki onlar bugünleri yaratmak için uçup başka diyarlara gittiler. Belkinin de ötesinde haklı olabilirsiniz. Lakin onlar, sizi siz yapan değerler olarak her zaman yanı başınızda, size yol gösterenler olarak kalırlar. Sizi izlerler. İzlediklerini, izlendiğinizi görebilirsiniz. Yeter ki vicdan kararmasını yaşamayın. Ve yeter ki sözü kirletmeyin. Bunu yaşayacaksınız.’’

Salman yoldaşın bıraktığı izler hala yüreklerimizde. Güzel insanlar, güzel ortamlarda boy verir. Sen, PKK gibi sade, temiz ve berrak bir hareketin içinde pîr u pak bir devrimci oldun. Mütevazılığın, sevginin, sevecenliğin, yoldaşlığın, fedakarlığın, emeğin, halkçılığın ve sosyalist yaşamın sembolü oldun. Bu nedenledir ki unutulmayacaksın.

Bir kez daha Şehit Salman Kurtulan (Engin) arkadaşın şahsında tüm devrim ve demokrasi şehitlerini anıyor, önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz.

Sevdalanmıştık gökyüzünün parlak maviliğine

Yıldızlara coşarak ay ışığıyla şarkı söyleyip

Dans ederdik el ele, kol kola ve

Omuz omuzaydık hepimiz

Hepimiz sevdalıydık

Bereketli toprağa ve

Biz ateşin çocuklarıydık

Bakir topraklarda

Her birimiz ateşle yıkanıp

Dans ederdik maviliklerin içinde

Ateşin etrafında bir halka olurduk

Ayaklarımız toprağa değdiğinde

İçimiz umut dolardı

Uzun saçlarımız ta belimize inerdi

Açıp savururduk rüzgarların görkemliliğine

Ve biz büyük bir coşkuyla dans ederdik

Uçarcasına sevdalıydık parlak güneşe

Yüzümüz güneşe dönük

Güneşe doğru koştuk

Çünkü biz güneşin çocuklarıydık.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.