Halkın rejime bir saniye tahammülü yok
Dosya Haberleri —

İran direnişi
PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan ile İran ve Rojhilatê Kurdistan'ı saran halk ayaklanmasını konuştuk:
- Öyle bir isyan var ki! Sadece idam rejimini sarsmamaktadır. İran idam rejimini de aşıp, yenisinin inşasında esas belirleyici toplumsal gücün halklar, kadınlar, gençler olduğunu net ortaya koyuyor. Biz halkların bu muhteşem ve umut dolu duruşunu selamlıyoruz.
- İran rejimi kuruluşundan bu yana, kendisini şiddet, zulüm ve idamlarla ayakta tutmuştur. Dolayısıyla bir idam rejimidir. Bunun başı da Hamaney’dir. İran Cumhurbaşkanı da bu gerçeği örtbas ederek, halkın karşısına yumuşak bir yüzle çıkmaya çalışıyor. Meşruluğu yoktur.
- Halk hiçbir biçimde rejimi istemiyor ve devrime yürüyor. Bu serhildan, 'Jin, Jiyan, Azadî' devriminin devamıdır. Burada “Demokratik Ulus” çözüm modeli daha da önem kazanıyor. İran’da temel özgürlük gücü, demokrasinin en öncü kesimi de Kürtler ve kadınlardır.
DEVRİŞ ÇİMEN
İran ve Rojhilatê Kurdistan (Doğu Kürdistan) genelinde başlayan protesto gösterileri, halkın yoğun katılımı ile ikinci haftayı geride bıraktı. Şehirlerde halk gece-gündüz eylem halinde. Önceki gece Tahran, İsfahan, Şiraz, Kazvin, Reşt, Kum, Urmiye başta olmak üzere İran ve Rojhilatê Kurdistan’ın onlarca kentinde milyonlarca kişi sokaklardaydı. Ülkede uygulanan internet kesintileri nedeniyle anlık ve doğrulanmış bilgilere ulaşmak neredeyse imkansız hale gelirken, bağımsız insan hakları örgütleri sahadan veri toplamakta ciddi sorunlar yaşadıklarını bildiriyor. İran devletine ait resmi televizyon kanallarında ise protestoların boyutuna ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmıyor. Son protestolarla beraber İran’da 'Jin, Jiyan, Azadî' devriminin yaşam bulma dönemine girdiğine dikkat çeken Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê (PJAK) Eşbaşkanı Peyman Viyan, halkın artık bir saniye bile molla rejimine tahammülünün kalmadığını belirtiyor. Bu kritik dönemeçte Kürtlerin birlikte hareket etmelerinin hayati önemine işaret eden PJAK Eşbaşkanı Peyman Viyan’la İran ve Doğu Kürdistan’daki protestoları ve İran’ı nasıl bir geleceğin beklediğini konuştuk.
İran'da baskı, ayaklanma, şiddet ve direniş döngüsü hiç durmadı; 28 Aralık 2025 itibarıyla durum yeni bir aşamaya girdi. Tahran'daki kapalı çarşıda başlayan protesto ülke geneline yayıldı. İran'da neler oluyor? Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
İran’da halklar, demokratik yönetim ve özgürlük arayışını molla rejimi tarihi boyunca kesintisiz bir şekilde her fırsatta dile getirmiştir. Özellikle son 10 yıllık süreç içerisinde, halk itirazı bazı dönemler durulmuş gibi görünse de esasta hep yeni yöntem ve tarzlarla varlığını devam ettirmiştir. 47 yıllık molla rejimine karşı, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomi ve özgürlük arayışları hep devam etmiştir. Bunu özellikle dile getirmek istiyorum. Son protestolar İran’da yaşayan tüm halkların büyük bir rahatsızlığını içermektedir, zira bu protestolar sadece bir kesim pazarcı veya orta sınıf kesimlerini ifade etmiyor. İçteki muhalif kesimlerin, kadınların, tüm toplumsal direniş güçlerinin de yer aldığı bir serhildan gerçeği ve hakikati var. Dolayısıyla bu serhildanın temel sebebi de, rejimin halka uyguladığı baskı ve zulüm politikasıdır. İradesiz kılmak istediği toplumların isyanıdır. Bu isyan, artık hiçbir biçimde bastırılıp, yok sayılamaz. Evet, bu serhildan, Tahran pazarcıları tarafında başlatılmış olabilir fakat esasta halkların bir karşı çıkışı vardır. Bu karşı çıkışı doğru okuyamayanlar tarihin çöp sepetine atılacaktır. Bu serhildan, İran’daki hemen hemen tüm şehirlere dalga dalga yayıldı. Esasta Loristan, Îlam ve Melekşah’taki halkın protestoya geçmesiyle birlikte Kirmanşan’ta da paralel eylemler başladı. Bu gelişmeye damgasını vuran en önemli husus da; İran’daki tüm toplumların, tek ses olmalarıdır. Burada sorunun sadece ekonomik boyut olmadığını, bunu da aşan bir toplumsal tutum ve duruş gösterdiklerini görebiliyoruz. Öyle bir isyan var ki! Sadece idam rejimini sarsmamaktadır. İran idam rejimini de aşıp, yenisinin inşasında esas belirleyici toplumsal gücün halklar, kadınlar, gençler olduğunu net ortaya koyuyor. Bunun için de her şeyi -şehit olmayı da dahil- göze alarak, demokratik eylemlerle gece-gündüz meydanlardadır. Biz halkların bu muhteşem ve umut dolu duruşunu selamlıyoruz.
Görülüyor ki, İran’daki tüm toplumlar, Ayetullah Hamaney ve Vilayeti Feqih sisteminin aşılması, yıkılması ve değişmesini tereddüt etmeden ifade ediyor. Bugün İran’ın tüm kent, köy ve üniversitelerinde; kadınlar, esnaflar, gençler alanlardaki tüm eylemlerinde ‘'Jin, Jiyan, Azadî'’ sloganını yükseltiyor.
Bugün İran rejimi, şiddetle halkın bütünlüklü duruşunu parçalayıp, örgütlü reflekslerini bastırma planları yapsa da, başarısız olacaktır. Ayrıca dışardaki güçlerin bu serhildanı tetiklediğini ifade etmeleri, hakikati ters yüz etme girişimidir. Şu biliniyor; İran’daki halklar, dış güçlerin yönlendirme ve müdahalelerini de hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bu durumu örtbas etmek için İran rejimi farklı diplomatik ilişki ve temaslarını sürdürse de, gerçeği değiştiremiyor. İran rejiminin en temel zayıf noktası, içerde halkın ona karşı durabilme gücünü göstermesidir.
Dolayısıyla İran rejimi tüm gücünü, halkın haklı isyanını manipüle etmek için harcıyor. Halkın eylemlerini ne tek başına pazarcıların isyanı ne de tek başına bir serhildan olarak görmemek gerekiyor. Bu gelişme 'Jin, Jiyan, Azadî' devriminin devamıdır. Halklar, Ortadoğu’daki gücünü yitirmiş, içerde halka baskı ve şiddet dışında bir şeyi reva görmeyen bu karanlık sistemden sonsuza dek kurtulma mücadelesi veriyor. Kürtler bu mücadelede belirleyici ve etkili bir iradedir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, mevcut sorunlardan hükümetin sorumlu olduğunu söylerken, Ayetullah Ali Hamaney, protestoları ekonomik zorluklara bağladı. “Meşru” olduğunu kabul etmekle birlikte, protestolara katılanlara “gerekli cevabın verileceği”ni dile getirdi. Eğer hükümet sorumlu tutulacaksa ve protesto meşruysa, ayaklanmayı şiddet yoluyla bastırmak çelişkili değil mi?
İran rejimi kuruluşundan bu yana, kendisini şiddet, zulüm ve idamlarla ayakta tutmuştur. Bir idam rejimidir. Bunun başı da Ayetullah Hamaney’dir. İran Cumhurbaşkanı da göreve geldiğinden bu yana, gerçeği örtbas ederek, halkın karşısına yumuşak bir yüzle çıkmaya çalışıyor. Sorunlara çözümü dillendirse de esasında bununla halkın tepkilerini dindirerek, molla rejiminin ömrünü uzatma girişiminde bulunuyor. Meşruluğu yoktur. O da İran’ı bu durumdan kurtaramamıştır. Son açıklamaları da bu yönlüdür. Toplumsal refleksleri dindirme amaçlıdır. Şunu demek istiyorum; İran rejiminin tarihi, halk katliamlarıyla doludur. Bu kadar renkli olan bir topluma uygulanan yöntem, katliam ve soykırım değil de nedir? Halkın isyanlarını hiçbir zaman anlamadılar. Baskı, işkence ve idamlarla toplumu teslim almaya çalıştılar. Halkın artık bir saniye bile bu rejime tahammülü yok. Bu serhildanlarla rejim meşruluğunu yitirmiştir. Yumuşak açıklamalar da artık işe yaramayacaktır. En önemlisi de en etkili darbeyi İran rejimi, kadın öncülüğünde almıştır.
Halk hiçbir biçimde rejimi istemiyor ve devrime yürüyor. Burada “Demokratik Ulus” modeli daha da önem kazanıyor. Çünkü İran çok renkli toplumsallığa sahip; bir nevi Aryenik halkların, ulusların coğrafyasıdır. Çözüm, 21. yüzyılda halkların, kadınların demokratik özgür bir arada yaşayacağı demokratik ulus çözüm modeli ve çizgisidir. Kadınlar da, tüm toplumsal kesimler de bu çizgi ile başaracak ve kazanacaktır. Halklar başarma zamanındadır.
PJAK son açıklamasında, ekonomik krizin temel nedeninin rejimin İran'ın servetini yağmalaması olduğuna işaret etti ve bu servetin savaş ve diğer ülkelerdeki radikal grupları desteklemek için kullanıldığını belirtti. Sizce bu temel bir kriz mi, yoksa geçici bir kriz mi? Ne gibi bir çözüm öneriyorsunuz?
İran’da yaşanan bu toplumsal kriz, kesinlikle kısa vadeli değil, uzun süreli bir arayışın sonucudur. Ülkedeki tüm yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, İran rejimi tarafından, savaşa dayalı bir kullanıma dönüştürülmüştür. Dışardaki kollarını yeniden güçlendirme çabası son İsrail-İran savaşından sonra devam etse de, başaramamıştır. Kimi güçlerini dışta beslemeye devam etse de, hızla zayıflayan İran rejimi gücünü toparlayamadı. İran’ın zenginliklerini, kendi halkının yararlanabileceği bir stratejiye dönüştürmedi, hizmetine koymadı. Bu zenginlikleri, Ortadoğu’da kendisini hegemon güç yapmak için, Şia hilali oluşturmak için kullandı. Bununla Ortadoğu’daki yeni dizaynda hegemonyasını korumayı dayattı. İçte de bu zenginliklerin tümünü halka karşı baskı aracına dönüştürülen Sipah-i Pasdaran vb. güçlere harcadı. Yani bu araç ile halkı da kontrol altında tutmak için kullandı. Halkın bu sisteme güveni kalmamıştır. Bu 'Jin, Jiyan, Azadî' devriminin devamıdır. Bu da demokratik bir İran’a zemin sunacaktır. Esas çözüm de, demokratik bir İran’dır. Bugün Önder Apo’nun Demokratik Toplum Çağrısı çok önemlidir. İran’daki bu kaotik çıkmaza ve halkın bu isyanına ancak ve ancak demokratik çözüm, yani demokratik ulus projesi cevap verilebilir.
İran’da temel özgürlük gücü, demokrasinin en öncü kesimi de Kürtlerdir. Kürtler olmadan kimse çözüm projesi geliştiremez. Evet Ortadoğu’nun şekillenmesinde temel dinamiktir. Demokrasi gücüdür. İran ve Rojhilatê Kurdistan’da bu serhildanlara öncülük etmektedir.
Tüm Rojhilatê Kurdistanlı güçlere de, şunu söylüyoruz. Biz demokratik ulus projesi ile halkların öncülüğünü yapmakta kararlıyız. Ortak ve birlikte dayanışmadan kaçınmayalım. Stratejik bir dönemden geçiyoruz. Halkların kaderini, geleceğini belirleyecek bir zamandayız. Bir arada olmayı ve ortak hareket etmeyi önemli buluyoruz. Bu konuda kimi ortak açıklamalar da oldu. Bu halkımızı da olumlu anlamda etkilemiştir. PJAK olarak da bu güç ve perspektife sahibiz. Ve açığız. Özgürlüğümüz yolunda birlikte yürümeyi büyütelim.
Son açıklamanızda, temel felsefenizin “'Jin, Jiyan, Azadî'” olduğunu, çoğulcu olduğunuzu ve diktatörlüğe karşı tüm demokratik güçleri desteklediğinizi söylüyorsunuz. ''Jin, Jiyan, Azadî'' direnişinden bugüne ne kaldı? İran'da diktatörlüğe karşı kalıcı, demokratik bir sistem kurmak için ne gerekiyor?
Geçmiş, şimdi ve gelecek sürekli birbirini aydınlatır. Ancak tarihsel bilinç ile değerlendirildiğinde bugün İran’da yaşananlar anlaşılır. PJAK olarak Önder Apo’nun bu karanlık çağa sunduğu engin perspektifi bizim için büyük yol göstericidir. İşte bu da halkların, kadınların özgür geleceğini İran’daki bugününü ve yarınını inşada net perspektiftir. Sadece bu yaklaşım, 'Jin, Jiyan, Azadî' devrimine ve tarihsel akışına yön verebilir. Bugün İran’da devrim yaşam bulma dönemine girmiştir. Geri dönülemez bir tempodadır. Esas devrimin tüm ayaklarını 'Jin, Jiyan, Azadî' devrimi ile ortaya koydu. Cinsiyetçiliğe, milliyetçiliğe, dinciliğe ve buna dayalı geliştirilen bilimciliğe darbe vurdu. İran rejiminin zihniyeti darbe alarak, yıkımın eşiğine geldi. Rejim, özgürlüğü kadınların eliyle geleceğinden korktuğu için en çok kadınları hedeflemektedir. Çünkü geleceği, devrimi ve isyanı onlar belirliyor. Kadın özgürlüğü, tüm toplumun ve halkların özgürlüğüdür. 2022 yılında başlayan 'Jin, Jiyan, Azadî' serhildanında; İran’da yaşayan Kürt, Fars, Azeri, Beluci, Arap, Mâzenderani, Talış gibi halklar ayaklandı. Bugün de bu halklar ayaktadır. Bu süreçte gelişen eylemlerin tümünde ortak slogandı. Bu eylemlerin Rojhilatê Kurdistan’ından tüm İran’a ve ardından tüm dünyaya yayıldığı bir gerçek. Kadınlar bu sloganla türbanlarını yakarak, saçlarını keserek eylemlere destek verdi. Bugün aynı biçimde renk veriyor. Önder Apo’nun sihirli formülü, yeni bir kadın devriminin felsefesi ve şiarı olarak dünyaya mal olmasına yol açtı. Bu sloganı birçok kesimin kendine mal etme, yerine yeni sloganlar koyma çabaları boştur. PJAK olarak Rojhilatê Kurdistan’ından İran’a kadar yayılan yeni bir devrim umuduna doğru öncülük etme gücüne sahibiz.
PJAK olarak, Kürt ve İran halkına gelecek için mesajınız nedir?
2026 yılına bu isyanla girmiş olduk. İran coğrafyasında yaşayan halkların ortak duruşu ve taleplerimizle mücadeleyi yükselterek girdik. Ancak bu mücadeleci duruş ile özgürlük temelinde bir kazanım geliştirilebilir. Bu halkın serhildanına, kimse seyirci kalmayıp, dahil olmalıdır. Tüm toplumsal kesimler, halklar, kadınlar, feministler, ekolojik çevreler özgürlük meydanlarında olmalı. Gelişen direniş içinde yer almalı, direniş alanlarını terk etmemelidir. Rengarenk toplumsal gücümüzle alanları renklendirelim. Bu serhildan kısa süreli ele alınmayıp, örgütlenmeye dönüştürülmelidir. Herkesin örgütlülük içinde, özgürlük ve demokrasi talebi ile eylem ve alanlarda olacağına inanıyoruz. İran’daki tüm halklar ile birlikte kendimizi özsavunma temelinde örgütlemeliyiz. Artık bu süreç geri dönülmez bir noktadır. İran halkları, kadınları, gençleri kendi geleceğini demokratik bir İran yönetiminde görüyor. Bunun için İran’da isyana öncülük yapan tüm halklar bir araya gelmelidir. Sonuç olarak, öncülük yapmada kararlıyız ve halkımızın yanındayız. Demokratik İran’ın inşası için öncülük yapacak güçteyiz. Halklar, demokratik ulus modeline dayalı, demokratik yönetimlerle kendi kendisini yönetme ile özgürlüğünü sağlayacaktır.















